|
Ana Sayfa
|
|
 |
Dünya |
|
| İngiltere’nin karanlık tarihi |
|
İngiliz Times gazetesi, İngiltere’nin Kenya’da ayaklanan kabile üyelerine işkence yaptığı ve öldürdüğünün ortaya çıktığını yazdı.
Haberi, “İngiltere’nin, Kenya ile ilgili gizlediği belgeler 50 yıl sonra ortaya çıktı” başlığıyla manşetten veren gazete, açılan bir dava sonucu ortaya çıkan belgelerle, 1952-60 yılları arasında Mau Mau kabilesinin İngiliz sömürge yönetimine karşı ayaklanmasının nasıl şiddetle bastırıldığının ortaya konduğunu kaydetti.
Binlerce isyancının öldürüldüğü ve 70 bin Kenyalının da kamplarda tutulduğu ayaklanmayla ilgili belgeler, bu yıl 4 yaşlı Kenyalının, ayaklanma sırasında işkenceye uğradıkları gerekçesiyle İngiliz Dışişleri Bakanlığına karşı dava açması sonucu ortaya çıktı.
Dönemle ilgili, “İngiliz sömürge tarihinin en karanlık bölümlerinden biri” yorumunu yapan Times, bugüne kadar yok olduğu sanılan 300 kutu belgenin 1963 yılında Kenya’nın bağımsızlığı ilan edilmeden önce İngiltere’ye getirildiği belirtildi.
Times, davacıların ayaklanma sırasında hadım etme ve ağır cinsel taciz gibi şiddete maruz kaldıklarını söylediklerini, İngiltere’nin bu suçlamalar nedeniyle milyonlarca sterlinlik tazminat cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini yazdı.
Gazete, tarihçilerin Nijerya, Kıbrıs ve Filistin gibi yerlerle ilgili de benzer dosyaların gizlenmiş olabileceği tahmininde bulunduklarını kaydetti.
Ayaklanma sırasında tutuklanan yaklaşık bin 400 Mau Mau kabilesi üyesinin hala hayatta olduğunu belirten gazete, bunlardan bazılarının İngiltere’de yaşadığına dikkati çekti.
1895 yılında İngiltere’nin korumasına giren, 1920 yılında da sömürgesi olan Kenya, 1963 yılında bağımsızlığını ilan etti. |
| |
| Dünyadaki pek çok sorunun nedeni İngiltere |
|
İngiltere Başbakanı ülkesinin sömürgeci geçmişini “dünyadaki pek çok sorunun nedeni İngiltere” sözleriyle eleştirdi.
Time Türk’ün haberine göre, Pakistan’ı ziyaret eden İngiltere Başbakanı David Cameron, burada ülkesinin sömürgeci geçmişi hakkında ilginç tespitlerde bulundu.
Ziyareti sırasında, öğrenci ve akademisyenlerin oluşturduğıu bir izleyici grubuna konuşan ve gelen soruları yanıtlayan Cameron’ın cevapları izleyicileri memnun etti ama kendi ülkesinde eleştiriyle karşılaştı. Eleştirilerin odağındaysa “Hindistan ve Pakistan arasındaki Keşmir sorununda İngiltere’nin nasıl bir rol oynayacağı?” sorusuna verdiği cevap vardı.
İngiliz Başbakanı bu soruyu “İngiltere’yi, dünyadaki birçok sorunda olduğu gibi baş sorumlu olduğu bu konuda öncülük edeceği bir pozisyona sokamam” sözleriyle yanıtladı.
Cameron’un sözlerine kısa süre sonra ülkesinden tepki yağmaya başladı. İşçi Partisi’nden Tristram Hunt tepkisini şöyle dile getirdi:
“İngiltere’yi dünyadaki tüm hastalıkların sorumlusu olarak göstermek safça bir yaklaşım. David Cameron ziyaret ettiği ülkelerde, oradakilerin duymak istediklerini söyleme eğiliminde. Bu İsrail, Türkiye, Hindistan ya da Pakistan olabilir.”
İNGİLTERE’NİN TARİHİYLE ŞİZOFRENİK İLİŞKİSİ
Ülkenin önde gelen akademisyenlerinden Daisy Cooper da başbakanın sözlerini “İngiltere’nin eski kolonileri arasındaki şizofrenik ilişkilerine örnek” olarak gösterdi. Cooper’a göre şizofrenik ilişkinin temelinde ülkenin geçmişiyle gurur duyma ve utanmanın bir arada olması yatıyor.
İNGİLTERE DAHA ÖNCE DE ÖZÜR DİLEMİŞTİ
David Cameron’ın bu sözleri İngiliz yetkililerinin geçmişleriyle yüzleşme girişimlerine ilk örnek değil. 1997’de dönemin başbakanı Tony Blair, 19’uncu yüzyılda İrlanda’da yaşanan büyük kıtlık nedeniyle İrlandalılardan özür dilemişti. Blair, 2006’da da köle ticareti nedeniyle Afrikalılara derin üzüntüsünü bildirmişti.
İngiltere, 1920’leden 1960’lara kadar Avusturalya ve diğer ingiliz Milletler Topluluğu ülkelerine zorla gönderilen onbinlerce çocuktan da resmi özür dilemişti. |
| |
| Japonya günlük 6 bin dolara işçi arıyor |
|
Japonya dünya çapında günlüğü 6 bin dolara nükleer ortamda yüksek radyasyon maruz kalarak çalışacak kamikaze arıyor.
Nükleer felaketin merkezi Fukuşima Santralı için ‘nükleer kamikaze’ aranıyor. Santralin işleticisi TEPCO, ‘zıplayıcı’ olarak adlandırdığı nükleer personele sızıntıyla savaşmaları için günlüğü 6 bin dolar teklif ediyor.
ABD’li halkla ilişkiler kurumu Barlett Nuclear, ABD’de ‘nükleer ortamda çalışacak, ailelerinden onay almış’ 10 kişi bulduklarını açıkladı. Gönüller Japonya’ya yola çıktı.
İnsanlar bu şekilde sadece 1 ay çalışarak 180.000 dolar kazanabilir, ama sevdikleriyle iyi vedalaşmaları, her ihtimale karşın helalleşmeleri gerekecek. |
| |
| “Nükleersiz bir dünya mümkün mü?” |
|
Alman hükümetinin küresel çevre değişikliği bilimsel kurulu, dünya ve ekonomisi nükleer enerji olmadan da “yeşillenebilir” diyor. Kurulun son raporuna göre dünyamız fosil ve nükleer yakıtlara muhtaç değil.
Alman hükümetinin Küresel Çevre Değişikliği Danışma Kurulu uzun ve ayrıntılı araştırmalarının sonunda, 82 milyon nüfuslu bu sanayi ülkesinin enerji ihtiyacını nükleer elektrik santralleri olmadan da karşılayabileceğini ortaya çıkardı. Çevre danışma kurulunun son raporunda yeşil ekonomiye geçmek için nükleer ve fosil yakıtlara ihtiyaç olmadığı belirtiliyor.
Almanya hükümetinin bilimsel danışma kurulu başkanı Dirk Messner, ‘Fosil enerji hammaddelerini terk etmemiz gerekir. Çok riskli olduğu için nükleer enerjiye de bel bağlanamaz. Bir sorun, başka bir sorunu zorlayarak ortadan kaldırılamaz’, diyor. Küresel çevre değişiklikleri danışma kurulu adı altında faaliyet gösteren komisyon son raporunda federal hükümete fosil ve nükleer enerji sonrası döneme sıçrayışın yol haritasını sunuyor.
Yeni raporun özünü, fosil enerji ekonomisinden, yenilenebilir enerjilerin kullanıldığı yeşil ve sürdürülebilir dünya ekonomisine geçiş oluşturuyor.
Uzmanlara göre küresel iklim ve çevre sorunlarıyla başa çıkılabilmesi için üç önemli alana el atılması gerekiyor. Enerji tedariki, hızlanan şehirleşmenin gerektirdiği ek kaynak tüketimi ve ormanların tahrip edilip ekili alanların genişletilmesi. Dirk Messner en kestirme yolun enerji ve hammadde tasarrufundan geçtiğini, ancak bunun bazı çıkar çevrelerince iddia edildiği gibi, enerji açığı çıkacağı anlamına gelmediğini belirtiyor. Raporda, problemin yarı yarıya enerji verimliliğiyle çözülebileceğini gösterdiklerini söyleyen Messner, durmadan daha fazla enerji üretmek yerine, daha az enerjiyle refah düzeyini korumanın tek geçerli formül olduğu görüşünde. |
| |
|
|
|
|
|