|
Ana Sayfa
|
|
 |
MANŞET |
| Türk Azınlık mahkûm edildi |
|
16 Ekim Perşembe günü İskeçe Adliyesi’nde görüşülen ve 7 saat süren davada gazetemiz Yayın Yönetmeni Cengiz Ömer ile Yayın Koordinatörü Bilal Budur 12’şer ay hapse mahkûm edildi. Millet Gazetesi sorumluları, “Pomak” derneğinin kuruluşunda yaptığı yayınlardan dolayı “toplumu huzursuzluğa teşvik etmeye teşebbüs etmekten” hüküm giydi. Böylece hukukta karşılığı olmayan bir cezâi müeyyide ile mahkûm edilerek bir ilke şahit olundu. Batı Trakya Türkleri’ne giydirilmek istenen sahte kimliklere karşı mücadele eden gazetemiz şahsında tüm Batı Trakya Türklüğü mahkûm edilmiş oldu.
Sabahın erken saatlerinden itibaren milletimiz İskeçe Adliyesi önüne gelmeye başladı. Saatler ilerledikçe kalabalık arttı. Ama soydaşlarımız da gittikçe çoğaldı. Duruşmayı izlemek üzere sevenlerimiz, dostlarımız ve gazetemizin okurları bizleri yanlız bırakmadılar. İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, İskeçe Türk Birliği Başkanı Ozan Ahmetoğlu, Gökçeler Belediye Başkanı Birol İnceMehmet, İl Meclis Üyeleri Gülbeyaz Karahasan, İrfan Hacıgene, Celalettin Dülger, Mustafçova Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Bıyıklı (duruşma esnasında sesli bir itiraz yaptığı için mahkeme salonunda 6 saat tutuklu kaldı), İskeçe Belediyesi’nde Eşitlik Listesi Başkanı Hüseyin Bandak, Belediye Meclis Üyesi Hasan Malkoç, Çınar Derneği Başkanı Abdullah Çolak, Ilıca Nahiye Müdürü Hasan Nazır, Sinikova Nahiye Müdürü İrfan Darı ve adını sayamadığımız bir çok dernek yöneticisi, siyasi temsilci ve soydaşlarımız yaklaşık 12 saat ayakta bekleyerek davanın sonuna kadar Millet Gazetesi’ne destek oldular.
Gazetemizin avukatlığını İhsan Ahmet Kâhya üstlendi. Gazetemiz lehine Feyzullah HasanKâhya, Gülbeyaz Karahasan, Hüseyin Bandak, Ozan Ahmetoğlu, Şaban Punço ve Hasan Punço şahitlik yaptı. Milletvekillerimiz Çetin Mandacı ve Ahmet Hacıosman da şahitler listemizde olmalarına rağmen Atina’daki meclis çalışmalarından dolayı mahkemeye geç saatte katıldıkları için şahitlikleri kabul edilmedi. Ancak her iki milletvekilimiz yaklaşık 4 saat duruşmayı takip etme imkânı buldular.
Duruşma saat 15:00’da başladı gece 22:00’a kadar sürdü. Duruşmada şahit olarak dinlenen ve gazetemiz hakkında şikayetçi olan Tahir Konde ve Sebahattin Karahoca ifadelerinde Türk olmadıklarını ve “Pomak” ırkına mensup olduklarını, “Pomak” derneği kurulduktan ve Millet gazetesi buna tepki gösterdikten sonra da tehditler aldıklarını, kendilerine bazılarının sataştığını ve tek başlarına bir yere gitmekten korktuklarını söylediler. Ancak bu söylediklerinin hiçbirini delillendiremediler. Yaşanmış herhangi bir olayı ifade edemediler. Gazetemiz hakkında ağızlarına gelen bütün yalanları söylediler. Gazetemizin ücretsiz olarak camilerde dağıtıldığını ifade ettiler. Türkçülük propagandası yaparak balkan kolunda yaşayan herkesi zorla Türkleştirmeye çalıştığımızı, bu konuda baskı ve tehdit uyguladığımızı, camilerde Türkçülük propagandası yaptığımızı söylediler. Ancak bu söylediklerine dahi bir örnek veremediler. Elle tutulur bir kanıt sunamadılar.
Tahir Konde, mahkemede “Pomak olduğumuz için gururluyuz” yazan bir gazeteyi milletin göreceği şekilde tuttu ve milletimizi saatlerce tahrik etmeye çalıştı. Ancak tüm tahriklere rağmen kimse bunların kılına bile dokunmadı. Duruşma esnasında Tahir Konde’nin eşi Emine Borucu sık sık polise şikayette bulunarak duruşmayı izleyen soydaşlarımızın kendisini rahatsız ettiğini söyledi. Tahir Konde avukatımızın sorusu üzerine “Pomak” derneğinden istifaların Nikos Kokkas tarafından hazırlandığını kabul ederek Kokkas’ın dernekle ilişkisini ortaya koydu.
Duruşma esnasında Tahir Konde’nin akrabaları olan ve kandırılarak “Pomak” derneğine üye yapılan ve daha sonra istifa eden Punço ailesinin bu kişiler hakkında savcılığa yaptıkları suç duyuruları tek tek okundu. Bu arada bir hususu özellikle belirtmekte fayda var. Gerek mahkemenin ertelendiği 14 Ekim Salı günü, gerekse duruşma günü “Pomak” derneğinden istifa eden PUNÇO ailesinin tüm fertleri sabahtan akşama kadar hasta ve yaşlı demeden, bizlere destek oldular ve aileyi temsilen Şaban ve Hasan Punço kardeşler şahitlik yaparak nasıl kandırıldıklarını anlattılar. Bu kardeşlerimize ayrıca teşekkür ediyoruz.
Gazetemizin şahitleri de ifadelerinde Millet gazetesinin yayınlarının halkın genel kanaatini yansıttığını ve bu yayınlar neticesinde hiçbir olumsuz olayın meydana gelmediğini ifade ettiler. Yargıçların, sorularıyla şahitlerimizi yanıltmaya yönelik cevaplar verdirtmeye gayret ettikleri gözden kaçmadı. Avukatımızın İskeçe Türk Birliği ile ilgili şahitlerimize sorduğu sorulara hakim sert bir şekilde müdahale ederek sorulara cevap verilmesini engelledi. Zaten hem hakim hem savcının İskeçe Türk Birliği Başkanı Ozan Ahmetoğlu’na hiç soru sormamaları dikkat çekti. Hüseyin Bandak ise şahitliği esnasında her zamanki gibi nüktedanlığı ile salonu güldürdü. Gülbeyaz Karahasan şahitlik yaparken yargıç ısrarla kendisine ne olduğunu sorarak tahrik etti. Gülbeyaz hanımın bütün tahriklere rağmen soğukkanlı bir şekilde cevap vermesi takdirle karşılandı. Gülbeyaz hanım gazetemizle ilgili yapılan tercümelerin yanlış olduğunu ve gazetenin gerçek düşüncelerinin çarpıtıldığını ifade etti. Feyzullah HasanKahya ise şahitlik için dışarıda beklerken iki Yunanlı’nın “Yarından itibaren neler olacağını göreceksiniz” diyerek bu mahkemede bile azınlığın tehdit edildiğini ve asıl huzur bozucuların kim olduğunun bu şekilde belli olduğunu ifade etti. Savcı bunu yanlış anlayınca sesini yükseltti ve bağırdı. Salondaki soydaşlarımız da buna tepki gösterdi.
Gazetemizin savunması ile ilgili kısımları da Cengiz Ömer ve Bilal Budur’un köşe yazılarından detaylarıyla okuyabilirsiniz.
Netice itibariyle saat 22:00’da karar açıklandı. Savcı hiç hafifletici sebep olmadan 18’er ay hapis talebinde bulundu. Hakimler ise avukatımızın itirazlarını dikkate alarak Cengiz Ömer ve Bilal Budur hakkında 12’şer ay hapis cezasına hükmetti. Sabıka kayıtları temiz olduğu için cezalar 3 yıl tecil edildi. Cengiz Ömer ve Bilal Budur istinafa başvurdu.
Davanın avukatı İhsan Ahmet Kahya dava ile ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Davanın avukatı olarak Cengiz Ömer ile Bilal Budur aleyhine açılmış olan ceza davası, yanlış kanaat ile ve dolayısıyla yanlış bir iddianame gereği yürütülmektedir. Bunu daha davanın başında söyledim.
Ceza hukuku açısından bir iddianamenin esaslı olabilmesi için, ceza yasasında veya ceza hükümleri öngören başka yasalarda kanun koyucunun suç olarak sarih bir şekilde belirttiği fiillerin sarih olarak zikredilmesi gerekiyor. Ondan sonra da bu fiillerin sanık olarak çağrılacak kişiye atfediliyor olması gerekiyor. İddianameyi okuduğumuz zaman görüyoruz ki, iddianamede savcının kanaatine göre beğenilmeyen bir yazıdan bahsediliyor ve o yazı en fazla, kovuşturulması ancak kişinin şikayetine bağlı olan, bir takım fiilleri ilgilendiriyor, ama bu fiiller sanık sandalyesine getirilen kişilerin fiilleri ve iradeleri ile ilgili değildir. Aynı iddianamede – garip bir şekilde – hiç kimse tarafından söylenmemiş olmasına rağmen ve hiç bir yerden anlaşılır bir durum sözkonusu olmamamsına rağmen, bazı kabullenmeler ile gerçek olaylar yaratılmak istenmektedir. Çünkü iddianamede, savcı sonunda (vatandaşlar arasında şiddet olayları cereyan etti) ifadesini kullanmaktadır. Bu ifade talihsiz bir ifade olduğundan dolayı ve dediğim gibi, iddianamede hiç bir surette ceza yasamızın 192. maddesinin suç olarak zikrettiği fiillerin hiç birinin yer almaması sebebiyle bu maddeden ceza davası açılamayacağını, Yüce Mahkemenin huzurunda defi yoluyla ileri sürdüm. Mahkeme o defimizi nazar-ı dikkate alarak duruşmaya ara vererek bu iddiamı görüşmek üzere inzivaya çekildi. Kendi aralarında uzun bir istişareden sonra mahkeme yeniden duruşma haline gelerek, defi yoluyla ileri sürdüğüm talebimizi reddettiğini ilan etti. Duruşma neticesinde mahkeme savcının iddianamesini sınırlayarak müvekkillerimi toplumu şiddete teşvik değil de şiddete teşvike teşebbüs şeklinde değiştirerek onları bu suçtan 12 ay hapis cezasına mahküm etti.
Tabii ki mahkemenin kararına saygılı olmak, mahkemenin hükmü ile tatmin olmayıp daha üst mahkemede daha adil yargılanma ümidi ile itirazımıza mani değildir ve biz bundan dolayıdır ki mahkemenin vermiş olduğu kararına karşı istinaf yoluyla itiraz ettik.
Yapılan duruşmada ve tanıkların ifadelerine göre anlaşılmıştır ki, Sebahattin Karahoca ile Konte Tahir, bazı vatandaşların (Pomak) derneği üyeliğine kayıt için iğfal edildiklerini ileri sürerek, sözkonusu derenkten istifaları, sanık sandalyesine oturtulması istenen Bilal Budur ile Cengiz Ömer’in sahibi oldukları Millet Gazetesinden yayınlanması istenmiştir. Gazete bu yayınlamayı yaparken kendi kanaatini de kullanmıştır. Duruşmada Sebahattin Karahoca ile Konte Tahir’in ifadelerinden anlaşıldığına göre, bunlar bu yayından rencide olduklarından yakınmaktadırlar. Onların ifadelerinden dahi sanıkların 192. maddeye konu fiiller zikredilmemektedir. Yani onlar dahi ifadelerinde, sanıkların halkı şiddete teşvik ettiklerini gösterecek en ufak bir olaya yer vermemektedirler.
Tabii böylesine havada duran ve mutlaka iptal edilmesi gereken bir iddianame ile sanıkların yargılanamayacağı tüm hukuk camiası tarafından kabul edilen bir gerçek olması sebebiyle, ben bu kararın mutlaka değişeceğine inanıyorum.
Basın özgürlüğü Demokratik tolumların en büyük kazanımlarının başında gelir. Basının sansür edilmesi, bu bölgelerimizde, daha Osmanlı İmparatorluğu döneminde kalkmıştır. Tabii ki istibdad dönemleri yaşayan toplumlara yeniden gelmiştir. Kimisinde muvakkaten, kimisinde ise müebbeden. Demokrasi, bir anlamda, iktidarın ve daha geniş ifade ile otoritenin komplekslerden arınması demektir. Onun içindir ki demokrasi, demokrasi aleytarı söylemi dahi kabul eder. Demokraside otorite beğenilmeyen basını sansür etmez. Adalet dağıtan gerçek kişilerin bu görevlerini ifa ederlerken bu prensibi gözardı etmemeye gayret etmelidirler, çünkü otorite beğenmediği bir vaziyeti, yapay bir şekilde adaletin konusu haline getirip, topu adalete atabilir. O zaman vatandaşın adalete güveni zayıflayabilir. Bu güven zayıflığının şiddeti arttıkça demokrasinin çöküşü de o nispette artacaktır.” |
|
| Bu Haber İle İlgili Diğer Resimler. (Resimleri büyütmek için üzerine tıklayın.) |
|
|
|
|
Bu haber 6754 kez okunmuştur. |
|
150. sayının diğer yazılarını okumak için buraya tıklayın... |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
En Çok Okunanlar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|