|
Ana Sayfa
|
|
 |
Kültür-Tarih |
|
| Bir Ünlü – İmam Buhari |
|
Pek çok kişi peygamberimizin sözlerini toplamış; ama İmam Buhârî’nin gerek yetişme tarzı ve gerekse peygamberimizin sözlerini nakleden kişilerin, ahlâkları üzerine yaptığı titiz incelemelerle, bu konuda ne kadar dikkatli olduğunu ispat etmesi, Buhârî’yi güvenilir kaynak durumuna getirmiştir.
Bugün “Hadis” denilen, peygamberimizin sözlerini toplayanlar arasında en güvenilir, en gerçek kaynak olarak İmam Buhârî’nin çalışması gösterilmektedir. Bütün İslâm dünyası, İmam Buhârî’yi Hadis’te baş sıraya oturtur.
İmam Buhârî, Buhara’lı bir Türk… Buhara’da doğmuş olması ve Buharalı olması sebebiyle bütün İslâm dünyası onu kısaca Buhârî veya İmam Buhârî diye tanır, bilir. Gerçek adı: Ebu Abdullah Muhammed bin İsmail… 810 yılında Buhara’da doğdu. Babasını küçük yaşta kaybetti. Onbir yaşında iken Hadîs ile ilgilenmeye başladı. Ünlü Hadis bilginlerinin sohbetlerine katıldı. Kısa zamanda keskin zekâsı ve belleğinin güçlülüğü ile çevresinde tanındı. Yaşı henüz on beşe varmadan, çevresindeki hadis bilginleri küçük Buhârî’ye akıl danışıp, topladıkları Hadislerin doğruluk derecelerini sorarlardı. On altı yaşlarındayken zamanın önemli İslâmî eserlerini ezberledi.
Genç yaşında annesi ve kardeşi ile birlikte Mekke’ye giderek hacı oldu. Hac ibâdetini yaptıktan sonra kardeşi ve annesini Buhara’ya gönderdi. Kendisi Mekke’de kaldı.
Hadis toplamak ve ders vermek için altı yıl Mekke’de kalan Buhârî, pek çok İslâm ülkesini dolaştı. Mısır’a, Irak’a gitti. Basra’da 5 yıl kaldı. Bu yerlerde gece gündüz Peygamberimizin sözlerini topladı. Bulunduğu yerlerde Hadis hocalığı yaptı. İran’a da gittikten sonra doğduğu yer olan Buhara’ya geldi. Ancak Buhara’da huzurlu olamadı.
Çünkü Buhara Valisi Halid Bin Muhammed, Buhârî’den çocuklarına Hadis dersi vermesini istedi. Buhârî bunu kabul etmedi. Bu durumda Buhara da daha fazla kalamazdı. Ayrılacağı sırada Semerkant’ın ileri gelenleri kendisini dâvet etti. Buhârî, bu dâveti memnuniyetle karşıladı. Ancak yine bir şansızlık oldu. Bazı Semerkantlılarla, dâvet edenler arasında münakaşalar oldu. Buhârî huzursuzluğa sebep olurum endişesiyle, Semerkant’a gitmekten vazgeçti.
Semerkant yakınındaki Hartenk’e yerleşti. Daha sonra, Semerkantlılar yine peşini bırakmadılar bu bilgin kardeşlerinin. Tekrar dâvet ettiler. Bu ikinci ve bütün Semerkandlıların isteği olan dâveti İmam Buhârî reddetmedi. Semerkant’a gitmek için atına binerken fenalaştı ve Hakk’ın rahmetine kavuştu. Öldüğü zaman 59 yaşındaydı. Mezarı Hartenk’tedir.
İslâm bilgini atamız İmam Buhârî’nin pek çok eseri var. Hadis topladığı şahısların kişiliklerini anlattığı eseri- ki bu eserle Buhârî, “Hadis’de tenkitçiliği” başlatmıştır-ilginçtir. Yine ilginç bir eseri de, Buhara Valisi ile kendisi arasında geçen tartışmayı anlatan eseridir. Elbette bütün bunlardan çok önemli ve Buhari’ye dünya çapında ün kazandıran çalışması, SAHİH-İ BUHARİ diye bilinen “Cami’u's- Sahih” isimli eseridir. 7275 Hadisi kapsayan bu eser, bütün İslâm dünyasında Kur’an’dan sonra başvurulacak en güvenilir kaynak olarak bilinmektedir. |
| |
| Bir Bilgi – Osmanlı tarihinde ilkler |
|
- İlk daima ordu 1328 yılında Orhan Gazi Bey’in emriyle kurulmuş olup bu orduya "Yaya" adı verilmiştir.
- Osmanlı tarihinde ilk şair padişah Fatih Sultan Mehmed’in babası İkinci Murad’dır.
- Osmanlı padişahlarından İstanbul’u ilk kuşatan ‘Yıldırım Bayezıd’dır (1391).
- Osmanlı tarihinde savaş meydanında şehid olan ilk (ve tek) padişah Birinci Murad’dır (1389), 1. Kosovo Savaşı.
- İstanbul’a defnedilen ilk padişah Fatih Sultan Mehmed’dir.
- Fethin sembolü olan Ayasofya’da ilk Cuma Namazı fetihten üç gün sonra 1 Haziran 1453 günü Akşamseddin tarafından kıldırılmış olup cemaat arasında Fatih ve O’nun şanlı askerleri hazır bulunmuşlardır.
- Fatih Sultan Mehmed tarafından İstanbul’a tayin edilen ilk vali Karıştıran Süleyman Bey’dir.
- İlk İstanbul Kadısı Hızır Bey Çelebi olup; bugünkü Kadıköy semti O’na tahsis edildiği için bu adı almıştır. |
| |
| Bir Türk Topluluğu - Bulgarlar |
|
453 yılında, Attila’nın ölümünden kısa bir zaman sonra, Büyük Hun Devleti’ni oluşturan değişik ve çok sayıdaki kavim dağılmıştı. Bunlar arasında bulunan Türk asıllı kavimlerin, yeniden Güney Rusya ovalarına döndüğünü biliyoruz. Bu kavimler, tam bu sıralarda doğudan aynı sahaya gelerek yerleşen Onogur Türkleri ile karışarak Bulgar adı verilen yeni bir Türk kavmini meydana getirmiştir. Zaten Bulgar ismi de Türkçe, karışık manasına gelen bulgamak fiilinden gelmektedir.
Bulgarlar, 558 ,yılından sonra, bir süre Avarların hâkimiyetinde yaşadılar. Avarların 567 yılında Göktürk baskısı ile, güney Rusya’dan Orta Avrupa’ya doğru kaçmaları esnasında, çok sayıda Bulgar topluluğunu da beraberlerinde sürüklerler. Geride kalanlar ise Göktürk hâkimiyetine girerler. Bu Bulgar toplulukları, Bizans’ın da yardımı ile, 7. yüzyılın başlarında Göktürk hâkimiyetinden kurtulurlar. Böylece, Karadeniz kuzeyinde yaşayan Bulgar toplulukları reisleri olan Kobrat idaresinde, bir devlet kurabilmişlerdir. Onun zamanında devletin sınırları Kuban ırmağından Tuna’ya kadar uzanıyordu. Ancak Bulgarların büyük çoğunluğunu bir arada toplayan, bu Bulgar devleti uzun ömürlü olmaz. Hükümdarları Kobrat’ın ölümünden hemen sonra, Hazar devletinin baskısı ile parçalanır (643). |
| |
| Radyo, Radyonun Tarihi ve Radyo Yayınları |
|
İlk olarak 1791-1867 yılları arasında yaşamış fizik bilimcisi Michael Faraday tarafından keşfedilen radyo dalgaları, teorik olarak mümkün olan bir şeyi kanıtlamaya karar veren mucidin elektrik akımıyla oluşturduğu manyetik ortam sayesinde 1 864 yılında bu teorisinin doğrulanmasıyla ortaya çıkmıştır. Aslında daha önce 1831-79 yılları arasında yaşamış olan James Clerk Maxwell, matematiksel olarak elektrik akımının uzak mesafelere kadar yayılması nedeniyle belli bir manyetik alan üzerindeki dalgalar halindeki sesleri çekerek yansıtmanın mümkün olduğunu ileri sürmüş, ancak tezi teoride kalmıştır.
Radyo dalgaları ilkin 1884, yılında (1857-94) yılları arasında yaşamış Alman fizikçi Heinrich Hertz tarafından keşfedilmiş olup, Bonn Üniversitesinde kısa mesafeler üzerinde Maxwell’in teorisinin gerçekleşebileceğini kanıtlamıştır. Bundan dolayı radyo dalgalarına kendi adı olan Hertz denilmiştir.
Radyonun babası olarak bilinen 1874-1937 yılları arasında yaşamış Guglielmo Marconi, ilkin 1901 yılında Atlantik okyanusu üzerinden mors alfabesiyle gönderdiği sinyalleri test ederek bugün kullandığımız radyonun mucidi olmuştur. Aslında kendisinden önce bu konuda 17 kayıtlı girişimci mevcut olup bunlardan en önemlisi 1856-1943 yılları arasında yaşamış Sırp asıllı Nikola Tesla’dır. Marconi’nin teorisini 1893 yılında denemiş ancak çalışmasını bitirip kendisini kanıtlayamamıştır. Marconi 1904 yılında radyonun patentinin tamamen kendisine ait olduğunun açıklanmasının ardından 1909 yılında Nobel ödülüne layık görülmüş, ancak 1943 yılında Tesla’nın ölümünden birkaç ay sonra aslında onu ilk kez Tesla’nın bulduğu ortaya çıkmıştır. Nikola Tesla 1856 yılında Sırbistan’da doğmuş olup 1891 yılında Amerikan vatandaşlığına kabul edilmiş, ardından Thomas Edison ve George VVestinghouseile birlikte yıllarca çalışarak 700′den fazla girişime imza atmıştır.
İlk sesli radyo yayını 1906 yılı Noel gecesi Massachuset, Brant Rock’tan Atlantik okyanusu üzerindeki bir gemiye gönderilen bir mesajla gerçekleştirilmiştir. Aslında ondan önce 1866-1932 yılları arasında yaşamış spiker Reginald Fessender’in, bir istasyondan diğerine seslenerek ilk sesli radyo yayınının 1900 yılında Ptomak nehri üzerinde gerçekleştirildiği ileri sürülmektedir.
Radyodan ilk opera yayını 1920 yılında Marconi’s Chelms-ford Factory tarafından 1861-1931 yılları arasında yaşamış Avustralyalı soprano Nellie Melba’nın seslendirdiği bir operanın yayınlanmasıyla gerçekleştirilmiştir.
İlk ticari radyo yayını British Broadcasting Company Limited tarafından 14 Kasım 1922 yılında Londra’daki Marconi House’dan gerçekleştirilmiştir. 1922 yılı sonunda içlerinde 1889-1917 yılları arasında yaşamış olup daha sonra Lord Re-ith olarak anılacak olan ve direktör olarak işe başlayan John Reith’in de bulunduğu dört kişiyle yayına başlamıştır. 1925 yılı sonunda 600′den fazla personele ulaşmış, 1926 yılında ise ticari olmayıp kraliyete bağlı bir yayın kuruluşu olarak adı British Broadcasting Corporation (BBC) olarak değişmiştir.
BBC’nin ilk yayını, 1865-1936 yılları arasında yaşamış Rudyard Kipling tarafından yazılan Noel mesajının Kral Vinci George’un sesinden verilmesiyle 1932 yılında gerçekleştirilmiştir.
BBC’deki ilk bip sesleri Greenwich’e bağlı olarak ilk kez 1924 yılında yayınlanmış olup, her saat başı duyurulmuştur. Örneğin saat beş ise her biri onar saniyelik aralıklarla yayınlanan beş bip sesinin sonuncusu diğerlerinden yarım saniye daha uzun tutulmuştur. Her birkaç yılda bir bu seslerde değişiklik yapılmış, örneğin yedinci bip sesine kadar aynı seviyede tutulan süre, yediden sonra daha uzun aralıklarla verilmeye başlanmıştır.
İlk kurulan resmi radyo istasyonu 1920 yılında Amerika Birleşik Devletleri Pittsburg’ta kurulmuş olup adı KDKA’dır.
Kaynak: Trevor Homer, “ İlklerin Kitabı A'DAN Z'Ye Kadar Her Şeyin Çıkış Noktası”, Çeviren: Ayşe Belma Dehni, Pegasus yay. |
| |
|
|
|
|
|