Açılış Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Sitene Ekle    
Flash Player Yüklemeniz Gerekli
    Yıl: 5         Sayı: 244        19 Ağustos 2010, Perşembe        
Ana Sayfa
Ana Sayfa
Dünya
Yaşam - Sağlık
Mizah - Çocuk
Din - Toplum
Kültür-Tarih
Spor
Teknoloji
Linkler
Künye
İletişim
Arşiv
Ziyaretçi Defteri
 
   
 
Anket

   Aktif Anket Yok;

 
Dökümanlar

 
 
Reklam Siteler

 
Ziyaretçi Sayısı
Aktif Ziyaretçi
9
Bugün Tekil
159
Dünkü Tekil
304
 Toplam
213318
 
 

   
 
 Kültür-Tarih
Bir Kitap - Balkanlarda İlk Dram
Unuttuğumuz Mora Türküleri Ve Eyaletten Bağımsızlığa Yunanistan

Bütün dünyanın gözleri önünde Avrupa’da katledilen Türkleri çok çabuk unuttuk. Dünyanın Türklerden özür dilemesini gerektiren sayısız sebepten sadece biri Mora Türkleri.

Osmanlı'dan bağımsızlık hayaliyle yola çıkan Rum Filiki Eterya ihtilal örgütünün 1814'de başlattığı macera, 1821'de hayal olmaktan çıktı, 3 Şubat 1830'da, yani sadece 16 yıl gibi kısa bir sonra gerçeklerle buluştu. Elbette bu maceranın başarıya ulaşmasında Helen dostu Avrupalıların gayretleri, Rum isyancıların hayallerinin çok ötesinde bir değer taşıyordu. Böylece ilk defa olarak Osmanlı Balkanında bir Hıristiyan devlet bağımsızlık kazanırken, fethinden itibaren Ege Denizi'nde mutlak Osmanlı egemenliği de yine ilk defa olarak kısıtlanmış oluyordu.

Rum isyanı kısa sürede acımasız bir din ve ırk savaşı haline dönüştü. Avrupa'dan maddi-manevi destek gören Rumlar, hedeflerinin Mora'da bir tek Türk kalmayana kadar savaşmak olduğunu en başında açıkça ilan ettiler. Olaylara şahit olan Avrupalı yazarların anlattıklarına göre, isyan bölgelerinde öyle anlar yaşanmıştı ki, Türkler için bazen ölüm kurtuluş oluyordu.

Osmanlı'nın Mora Müslümanları olarak tanımladığı zümre, isyan bittiğinde tamamen tarih sahnesinden silinmiş durumdaydı. Yaşama şansı bulan Mora Türkleri ise imparatorluğun çeşitli yerlerinde zor şartlarda hayatlarını devam ettirdiler. O dönemde muhacir organizasyonu yapacak resmî bir kurumun olmayışı, bu ilk Yunanistan göçmenlerinin acılarını daha da derinleştirdi. İsyanın bitiminde Yunanistan'daki Türk emlak ve vakıfları tasfiye edilirken, bölgedeki asırlık Türk medeniyeti izleri de sonsuza kadar silinmiş oluyordu.

Bu eser, Türk-Yunan ilişkilerinin tarihî seyrindeki kırılma noktalarını, objektif-bilimsel kriterlerle ve birincil kaynaklar eşliğinde incelemesi bakımından, şüphesiz günümüz problemlerinin çözümüne ışık tutacak önemdedir.
 
Bir Ünlü - Köprülü Fazıl Mustafa Paşa
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, 1637 yılında İstanbul'da doğdu. Köprülü Mehmet Paşa'nın ikinci oğlu, Köprülü Fazıl Ahmet Paşa'nın kardeşidir. İkinci Viyana Kuşatmasını izleyen günlerde iş başına getirilmiş, aldığı köklü ve yerinde tedbirlerle İmparatorluğun yıkılmasını geçici bir süre için de olsa durdurmayı başarmıştır.

Sultan İkinci Süleyman ve Sultan Üçüncü Ahmet dönemlerine rastlayan görev süresi sadece iki yıl sürmüştür. Ağabeyi gibi çok iyi bir öğrenim görmüş, kültürlü, zeki, ileri görüşlü bir devlet adamıdır. Müderris olmuş, 1680'de vezir rütbesiyle Silistre valiliği ve Babadağı serdarlığına atanmıştır. Sultan Dördüncü Mehmed'in tahttan indirilmesinde rol oynamış, bu olaydan sonra Kandiye ve Sakız muhafızlığına atanmıştır. Avusturyalıların Serasker Recep Paşa'yı Belgrad önlerinde yenilgiye uğratmasından sonra, devletin her açıdan zor durumda olduğu bir ortamda, 1689 yılında sadrazamlığa atanmıştır.

Sadrazam olur olamaz iç karışıklıkları bastırmakla işe başlayan Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, halkı ezen gereksiz vergileri ortadan kaldırmış, saraydaki değerli eşyaları darphanede paraya çevirerek maliyeyi düzeltmiş ve ordudaki asker sayısını azaltarak orduyu yenilemiştir. Avusturyalıların üzerine yürüyerek Niş, Budin ve Belgrad'ı geri almış, 1691 yılında savaş alanında şehit düşmüştür.
 
Bir Atasözü
Adam ahbabından bellidir (Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu diyeyim).

İnsan daha çok anlaştığı, huyunu suyunu bildiği, sevdiği, yanında bulunmaktan hoşlandığı kimselerle arkadaşlık kurar; dostluk eder. Dolayısıyla bir kimsenin iyi ya da kötü olduğu, arkadaşlık kurduğu kimsenin kişiliğine bakılarak anlaşılabilir.
 
Bir Deyim
Başa çıkmak: Gücünün üstünlüğünü kanıtlamak, bir şeye gücü yetmek. "Onunla başa çıkabilirim, merak etme sen." gibi.
 
Bir Özlü Söz
Başarısızlık! Eğer onu oraya siz koymazsanız, hiç bir dilin bu kelimeye ihtiyacı olmaz. Onu kabul edip inanmadığınız sürece başarısızlık diye birşey yoktur. (Orison Swett Marden)
 
Bir Mani
Su içtim kana kana,
Sular akar yana yana,
Yüzün bir gün görmedim,
Bilmem gidem ne yana.
 
Bir Ayet – Bir Hadis
Bir Ayet:
"Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. (23/1-5)

Bir Hadis:
İlim öğrenmek için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır.
(Tirmizi, İlim 2, 2649)
 
Tarih - Türk Destanları
Bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk Edebiyatının da ilk örnekleri destanlardır. Türk edebiyat geleneği içinde “destan” terimi birden fazla nazım şekli ve türü için kullanılmış ve kullanılmaktadır.

Eski Türk Edebiyatı nazım şekillerinden mesnevilerin bir bölümü ve manzum hikâyeler, Anonim edebiyatta ve Âşık edebiyatında koşma veya mâni dörtlükleri ile yazılan veya söylenen ferdî, sosyal, tarihi, acıklı veya gülünç olayları tahkiye tekniği ile çeşitli üslûplarla aktaran nazım türüne ve bu yazıda ele alınan kâinatın, insanlığın, milletlerin yaradılışını , gelişimini, hayatta kalma mücadelelerini ve çeşitli olay ve nesnelerle ilgili sebep açıklayan ve Batı Edebiyatında “epope” terimiyle anılan eserlerin tamamı da Türk edebiyatı geleneği içinde “destan” adı ile anılmaktadır.
Bütün dünya edebiyatlarının başlangıç eserleri olan destanlar, çeşitli konularda yaradılış hikâyeleri yanında, milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış bir kahramanın veya tarih olayının millet muhayyilesinde ortak sembol ve ifadelerle zenginleştirilmiş uzun manzum hikâyeleridir.

Destanlar bütün bir milletin ortak mücadelesini ortak değerler, kurallar, anlamlar bütünlüğü içinde yorumladığı ve yaşatıldığı toplumun geçmişini ve geleceğini temsil ettiği için dünya edebiyatının en Türkçü eserleri olarak kabul edilirler.
Destanlar her zaman tarihî gerçekleri doğru biçimde nakletmezler. Destanlarda tarihi olay ve kahramanlar milletin ortak bilinçaltının, vicdanının istek, beklenti, doğruları ve değerleri ile idealleştirilir. Eski hatıralarla birleştirilerek tarihî gerçekmiş gibi anlatılırlar. Her milletin millî kimlik ve nitelikleri, ortak dünya görüşü, hatıra ve beklentileri yanında kusurları ve yanlışları da destanlarına yansır.

Cihangirlik tutkusu, kuvvet, binicilik ve savaşçılık yanında verdiği sözde durma, acizlere ve mağluplara hoşgörü ile yaklaşma, yardımcı olma Türk destanlarında dile getirilen ortak değer ve kabullerdir.

Türk destanları, kâinatın, insanın, kadının ve erkeğin yaradılışı, Türk milletinin doğuşu, çeşitli Türk devletlerinin kuruluş gelişme, çöküşleri, zafer ve yenilgileri gibi konularla beraber pek çok sebep açıklayıcı efsaneyi de içinde barındırır.

İlk örneklerinin manzum olduğu kabul edilen Türk destanlarından Kırgız Türkleri arasında yaşayan Manas destanı dışında bütünüyle günümüze gelebilen örnek bulunmamaktadır.
Diğer Türk destanları çeşitli kaynaklarda özet, epizot, hatıra, kısaltılmış seçme metinler halinde bulunmaktadır. Türk tarihine ana hatlarıyla bakıldığında Türk hayatı fetihlerle başlamış ve yeni toprakları yurt edinerek gelişmiştir. İlk anayurt olan Orta Asya hiç bir zaman terk edilmemiştir. Türk halkları ilk anayurt olan Orta Asya’dan itibaren dünya coğrafyası üzerinde geniş alana yayılmış ve bugün yedi Türk cumhuriyetinde, pek çok özerk toplulukta ve çeşitli devletlerin idaresinde azınlık halinde yaşamaktadır.

Türk kültürü de tarih ve coğrafyadaki çok boyutluluğa paralel olarak çeşitlenmiş farklı seviye ve birikimlerle zenginleşerek ve farklılaşarak ancak ilk kaynaktan gelen ortaklıklarını sürdürerek günümüze ulaşmıştır. Bu sebeple Türk destanları da tarihî ve coğrafî çok boyutluluğun getirdiği dil ve kültür dairelerine paralel olarak çeşitlenmiştir.

Battal-name Destanı
Bu destanın kahramanı Türkler arasında Battal Gâzi adıyla benimsenmiş bir Arap savaşçısıdır. Asıl destan, VIII. yüzyılda, Emevî’lerin Hıristiyanlarla yaptıkları savaşlarda büyük kahramanlıklar göstermiş Abdullah isimli bir kişiyle ilgili olarak doğmuştur.

Battal Arapça kahraman demektir, Battal Gâzi, Arap kahramanına verilen unvanlardır. Türklerin Müslüman olmalarından sonra Battal Gâzi destan tipi Türkleştirilmiş önceki destan episotlarıyla zenginleştirilmiş ve anlatım geleneği içine alınmıştır. XII ve XIII yüzyıllarda Battal-Nâme adı ile ve nesir biçimi yazıya geçirilmiştir. Hikâyeci âşıkların repertuarlarında da yer almıştır. Seyyid Battal adıyla da anılan bu kahraman hem çok bilgili, çok dindar ve cömerttir.

Müslümanlığı yaymak için yaptığı mücadelelerde insanların yanında büyücü, cadı ve dev gibi olağanüstü güçlerle de savaşır. ” Aşkar Devzâde” isimli atı da kendisi gibi kahramandır. Arap, Fars ve Türklerin X-XX. yüzyıllar arasında oluşturdukları ortak İslâm kültür dairesinin ürünlerinden biri olmakla beraber Orta Asya’da yaşayan Türk guruplar arasına da yayılarak Türk kabul ve değerleriyle kaynaşmıştır.
 
 
 
 
 
Onbir ayın sultanı hoş geldin!..
 
Barışın yolu birdir
 
Bir duruşmanın ardından
 
Kozlukebir Belediyesi ve Toplumsal Hareket
 
KARNAVAL GRİBİ AŞISI
 
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri -78
 
İnsan Hakları Perspektifinde Çocuk Hakları ve Türkiye Gerçeği -3-
 
Artık kazanma zamanıdır...
 
BİZE NEDEN TEK YÜZ YETMİYOR?
 
“Körler sağırlar, birbirini ağırlar”
 
Burun kanaması’’Epistaksis’’
 
Çok Kültürlü Toplumlarda Birlikte Yaşamak ve Batı Trakya
 
Batı Trakya’da azınlık, siyasetini nasıl ve hangi beklentilerle icra etmiştir? (3)
 
Makbul Olan Oruç

En Çok Okunanlar
 Türk Azınlık mahkûm edildi
 Mustafçova Belediyesi’nde akıllara durgunluk veren SKANDAL
 Ne Pomakistan ne Kürdistan, Yaşasın Türkiye ile Yunanistan
 İskeçe Türkleri yeniden dirildi
 Sözde “POMAK GECESİ” tam bir fiyasko ile sonuçlandı
 “Millet”i mahkemeye verenler
 İskeçe İl Meclisi'nde hararetli tartışmalar
 Şahinliler yargılandı, dört kişiden ikisine 9 ay hapis
 Millet’e yönelik LİNÇ KAMPANYASI devam ediyor
 Batı Trakya Türkleri Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde
 
 

Νέα σελίδα 1
MİLLET GAZETESİ ©2007-2010