Açılış Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Sitene Ekle    
Flash Player Yüklemeniz Gerekli
    Yıl: 5         Sayı: 244        19 Ağustos 2010, Perşembe        
Ana Sayfa
Ana Sayfa
Dünya
Yaşam - Sağlık
Mizah - Çocuk
Din - Toplum
Kültür-Tarih
Spor
Teknoloji
Linkler
Künye
İletişim
Arşiv
Ziyaretçi Defteri
 
   
 
Anket

   Aktif Anket Yok;

 
Dökümanlar

 
 
Reklam Siteler

 
Ziyaretçi Sayısı
Aktif Ziyaretçi
9
Bugün Tekil
47
Dünkü Tekil
247
 Toplam
214793
 
 

   
 
  Köşe Yazarları - Necat Ahmet - Kahve Sohbetleri
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri -48
Azınlıklar: Türkiye’deki gayri müslim azınlığa, seçilmiş müftümüz İbrahim Şerif bile Rum azınlığı diyebiliyorsa, bu onların kendilerini öyle hissettiklerinden dolayıdır. Bir insan kendini ne hissediyorsa odur, o zaman birlik olup biz filanca Türk derneğini kurduk niye diyemiyorlar? Tabii ki tüm azınlıkların hakları verilsin, tabii ki onlar nasıl yaşıyorsa biz de yaşayabilelim, ben alayım da onlardan bana ne demeyelim. Bu iki ülkede, yıllardan beri herşey karşılıklı oldu dikkat ederseniz, hatta hiç suçumuz ve ilişkimiz olmadığı halde Kıbrıs’la bile karıştırdılar bizi. Azınlığın belki de dönüm noktasıydı 1974. Peki aradan yıllar geçmesine rağmen, şimdi neler yapıyoruz? Ne kadar ilerledik? Boşuna mı koskoca Türkiye Başbakanı isteklerinin içine hep Batı Trakya’yı koyuyor, boşuna mı olayları sakinleştirmek için Yunanistan’la olan diyaloglarını sabır ve büyük bir inançla ilerletmeye çalışıyor. Hatta, Türkiye dış politikasının heykeltraşı diyebileceğimiz Ahmet Davutoğlu “Çarmıh” kelimesini boşuna mı bu kadar yadırgadı? Ve inşaallah bir yanlışlık olmuştur, yanlış telafuz edilmıştir deyip, bu kelimenin böyle gereksiz yerlerde kullanılmamasını istemişti? Türkiye’de yaşayan Rum azınlığın karşıtı tabii ki Trakya da yaşayan Türk azınlık ve bunu Türkiye çok iyi biliyor. Ve yine herkes çok iyi biliyor ki, bu yıllardır birikmiş olan problemlerin çözümü yine bu iki ülkenin elinde. Türkiye ve Yunanistan...

Aşırı Milliyetçiler: Evet bir de aşırı milliyetçiler sözkonusu ki onların sayısı da artık günden güne azalıyor. Yaşları ilerleyen ve artık kendi hastalıklarını düşünmeye başlayan bu aşırı milliyetçiler, eskisi gibi gençlerin kanına giremez oldular.Uzaktan kumanda ile kumandanlık yapmaya çalışan bu tiplerin artık pilleri bitmeye başladı. Okudukça kendini geliştiren bir nesil geliyor artık. Ticaretin ve paranın, düşmanlıkları yendiği günümüzde, en önemli problemin artık Türklük fobisi değil, para hobisi olduğu ortaya çıkmaya başladı. Nasıl ki Türkiye’de hiç kimse Rum azınlığı kelimesine kızmıyorsa, nasıl ki yapılan galloplarda, Yunanca şarkılar ve Yunan sanatçılar çok seviliyorsa, çok yakında burda da Türk sanatçılar sevilmeye başalanacak ve Türk dilini ve kültürünü Yunan gençleri yakından araştırmaya başlayacaklar. Çünkü aynı ülkede yaşayan farklı kültür ve geleneklere sahip insanların aslında, onlar için büyük bir zenginlik olduğunun farkına varacaklar. O zaman da işte bu gençler fark yaratacaklar... Demedi demeyin..

Biraz da Yunanistan: Her yerde Yunanistan’daki ekonomik kriz konuşuluyor. Hükümet bir taraftan yeni kanunları meclisten geçirmeye çalışırken, dengeleri de korumaya çalışıyor, ya da öyle göstermeye çalışıyor. Yapılan bağışlara bile el koymaya hazırlanan hükümet, diğer taraftan da, emekli maaşlarını ödeyebilmek için para arıyor. Yüzbinlerce aile ise, ölmüş olan kişilerin emeklilik maaşlarını almaya devam ediyor, yani devlet ölülere de maaş veriyor kısacası. Demek ki öbür taraf da bedava değil, işinizi ona göre ayarlayın ve Yunanistan gibi bir ülkede yaşadığınıza şükredin... Şaka bir yana devlet nereden tasarruf yapabilirim düşüncesiyle boğuşurken, İMF yetkilileri 10 günlüğüne başkent Atina’da ekonomik krize çareler üretmeye çalışıyor. Bakalım ne kadar başarılı olacaklar? Baksanıza meclisten geçtikten sonra Avrupa Birliği’ne biz buyuz, biz herkese eşit davranıyoruz havası atan Yunanistan 17 aydan beri ödemesi gereken, din görevlilerini bile ödemiyormuş. 240 imam yasası olarak geçirtilen kanunun, diğer ucunda zaten 240 imam olmamasına rağmen şu anda varolanlara bile paraları verilememiş. E şimdi de bir ekonomik krizdir tutturuldu, şimdi herhalde kendi seçtiği din görevlilerini tamamen unutmak zorunda kalacak. Ne diyelim, onların da bu durumda Allah yardımcıları olsun, din adamları para için nasılsa görevlerinden vazgeçmezler, nasıl olsa onlar görevlerini para için değil Allah rızası için yapıyorlar...

Petalotisin teklifi: Gümülcine’de iki belediye kalmasını, şahsi olarak önerenlerden birisi de başbakan yardımcısı Petalotis. Gümülcine ve Şapçı belediyelerinin kalmasını isteyen Petalotisin bu teklifinden, şimdiki belediye başkanları biraz şaşkın biraz da kızgın. Ama öneriler dışında fazla bir şey de yapamıyorlar. Hükümet kararlı 2’ci Kapodistria (Kallikratis) planını meclisten geçirmeye ve varolan belediyeleri azaltmaya kararlı. Bu kanun, pratiğe geçmezden önce, Pasok’çular geçtiğimiz Pazar günü, Hebilköyde bir yemekli toplantı düzenlemişler. Petalotis’in de katıldığı bu toplantıda, kalacak olan belediyelere, aday olabilecek isimler de tartışılmış. Ve doğal olarak bu durum da, Pasok partisi mensupları olmayan, Hemetli Nahiyesi Başkanı Dr. Mehmet Emin’i çok kızdırmış. İlerleyen günlerdeki gelişmeleri dört gözle bekliyoruz...

Ayaklanma: Amerikan CIA nin yorumlarına göre, Yunanistan’da belirli zamanlarda görünen bazı ayaklanmalar artabilir. Bir taraftan ekonomik krizin getirdiği işsizlik, diğer taraftan halkın % 80 ninin bankalara borçlu olup ta kredilerini ödeyememesi, onları hükümete karşı ayaklandıracak ve bu durumdan tam anlamıyla yine hükümet suçlu tutulacak. Tabii bu durumda halk yollara dökülecek, her gün bıkmadan usanmadan trafik cezası yazan polise dikleşecek, yakacak yıkacak, karşı koyacak. Bu da demek oluyor ki, Yunanistan günden güne yıpratılarak, iç politikasından dış politikasıyla ilgilenmeye zaman bile zor bulacak.

Geri dönüşüm başlıyor: Nasıl bir geri dönüşümdür diye ben de merak ettim baştan. Paratiritis gazetesinin, doğayı koruma çerçevesinde başlattığı kampanya, artık Avrupa’nın her yerinde görülen gereksiz eşyaları çöpe değil, etrafa değil geri dönüşüm fabrikalarında yeniden kullanılabilmek için parçalara veya yararlı başka maddelere dönüştürülebilmesi için yapılan kampanyalardan bir tanesi de bu hafta Cumartesi günü saat sabah 8:00 – 13:00 arası Gümülcine şehir merkezinde gerçekleştirilecek. Buraya kullanılmayan elektrikli ev eşyalarını getirecek olan vatandaşa birer numara da verilecek ki çekilişte talihli kişi bir elektrikli süpürge sahibi olabilsin. Amaç ise halkı böyle kampanyalara alıştırabilmek, doğayı korumaya yardımcı olabilmek. Hayırlısı olsun, sizin de aklınızda olsun...

Ilıca, Zlatograd gümrüğü: Belki İskeçe Bulgaristan yolu bizimkinden daha erken açıldı ama, Papandreu da geldiğine pişman oldu. Helikopterden daracık yolu izleyen Papandreu belki geldiğine de pişman oldu ama iş işten geçmişti. Kendi imkanlarına dayanarak bu yolu açan İskeçe valiliği de bu açılıştan payına düşeni aldı. Açılışta konuşma bile verilmeyen vali Pavlidis, oradan üzgün ayrıldı. Bulgaristan’ın Yunanistan’a açılma hevesinin ne kadar fazla olduğunu anlamak için de yaptıkları yolları görmek yeterliydi. Bir de bizim Yanıkköy bölgesinden giden yolları bir görseniz. Gerçi bizim taraf bitmedi ama, Bulgaristan tarafındaki bölüm daha 2 sene öncesinden hazır. Dediğimiz gibi adamlar ya hakikaten bu taraflara açılmaya çok hevesliler ya da Avrupa’nın verdiği paraları sadece yol için kullandılar... Yani bir de aklımıza gelmiyor değil. İskeçe bölümünün açılışını sayın başbakan yaptıysa, o zaman bizim bölümü açmaya kim gelecek?...
Türk filmi festivali: Elimize geçen bir duyuruda 30 ve 31 Ocak tarihleri arasında 4 Türk filmi Odeon sinemalarında gösterime girecek. BTAYTD ve T.C. Başkonsolosluğu’nun katkılarıyla gerçekleşen bu film festivalinin açılışı 30 Ocak Cumartesi günü saat 16:00 da Kosmopolisteki Odeon sinemalarının giriş salonunda gerçekleşecek. Basın toplantısından hemen sonra saat 17:00 de “Kabadayı” filmi gösterime girecek. Saat 19:45 te de Beyaz’ın başrolde oynadığı “Hacivat Karagöz neden öldürüldü” filmi seyircinin beğenisine sunulacak. Pazar günü de yine aynı saatlerde sırasıyla, “Mutluluk” ve “Cenneti Beklerken” adlı Türk filmleri seyirciler tarafından izlenebilecek. Böyle faaliyetleri şehrimizde daha sık görme umuduyla hepinize iyi eğlenceler dilerim...

Yerel 2 Yunan gazetesindeki bilinçli yalan veya yanlışlar: 20-01-10 tarihinde yayınlanan iki ayrı gazetede, Türkiye ve Yunanistan’da yaşayan azınlıklarla ilgili iki haberde bakın hangi kelimeler kullanılmış. O bölümleri sizinle aynen paylaşıyorum...Patrida gazetesinin 10 cu sayfasında “Η ΕΛΛΑΔΑ ΠΡΟΣΚΑΛΕΙ ΚΙ Ο ΕΡΔΟΓΑΝ…ΠΡΟΚΑΛΕΙ” yazısında Türkiye başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Abu Dabi’de Yunanistan Cumhurbaşkanı Papulyas ile görüştüğünü ve yine Batı Trakya’da yaşayan 130.000 Türkten bahsettiği uzun bir şekilde anlatılırken, yazının sonunda da kendi yorumunu yapıyor gazete ve bakın ne diyor...’’ Πάγια τακτική διεκδικήσεων της Τουρκίας στην οποία υπαρχει και πάγια ελλινική απάντηση πως η χώρα δεν συζητά θέματα που αφορούν σε Ελληνες πολίτες με ξένες χώρες, ενώ η Ελλάδα δεν δέχεται καμία εξίσωση της θρησκευτικής μειονότητας με την εθνική μειονότητα της Κωνσταντινούπολης.” Ne güzel değil mi? Burdakinin sadece bir dini var, İstanbul’dakinin ise kimliği de var. Vay be, hani bilmesek tarihi bile yanlış öğretmeye kalkacaklar hani... Bu yazılanlara sanki yardım amaçlı bir yazı da Xronos’tan geliyor. Bu yazıda da Birlik gazetesinin 27-12-09 tarihinde Memedali Birant’a gönderilen bir yazı hedef olarak alınmış ve mektubun tercümesi ile birlikte bir de yorum yapılmış. Yorum da. Yine burası konuşulurken Hristiyan ve Müslümanların kardeşçe yaşadıkları yazılırken, konu İstanbul’a gelince, Türk halkı ve Yunan azınlığından bahsediliyor. Anlamdık ki bir türlü. Burda Lozan geçerli de orada geçerli değil mi yani? Ama Lozan orada işlerine yaramıyor ki, çünkü Müslüman olmayan azınlıklar olarak sayıldığında oradaki azınlıklar hem 2 veya üçe bölünüyor, hem de sayıları 3000 değil daha fazlaya taşınıyor ki bu da bazılarının işine gelmiyor. Herhalde Türkiye de bu oradaki azınlık değil azınlıklar kartını kullanmaya yavaş yavaş karar verir...

Bir orta tahsilliler ve alçak tahsilliler derneği de kurulsa mıydı acaba?: Evet, her zaman duyarız ya, Yüksek Tahsilliler derneği bunu yapmış, şunu düzenlemiş diye. Aşkolsun çocuklara ne de olsa okumuş çocuklar, rahmetli Barış Manço’nun da dediği gibi. Aşkolsun da, gittiğim yerlerde, bakıyorum da bu faaliyetler bazılarının umrunda bile değil. Bırakın gidip görmeyi izlemeyi, duymak bile istemiyorlar. Çünkü onlar daha çok avcılık veya balıkçılık ile uğraşıyorlar. Tabii bu insanların tümü de yine rençberlikle meşgul. Bu rençperlerin içinde Yüksek Tahsilliler de var tabii ama azınlıkta. O yüzden dedik bizde herkes ardı ardına dernekler kuruyor, bir de orta tahsilliler ve alçak tahsilliler dernekleri de kurulsamıydı acaba?. Bakalım o dernek yöneticileri neler yapabilecekti?. Kimbilir, belki de diğer derneklerin toplayamadığı kadar üye toplar, güçlü bir oy potansiyeli, güçlü bir ses haline gelebilirdi belki de... Kimbilir. Denemeye değer aslında...

Sıra geldi fıkramıza: Yukardaki anlattıklarımıza bir de mantıklı bir şekilde bakıldığında aslında, kimin, ne yanlışlar yaptığını anlamak mümkün. Aslında çoğu zaman çok şey kelime oyunlarında saklıdır politikada, aynen aşağıdaki fıkramızda olduğu gibi.

Din dersinde hoca Temel'e sordu:

"Söyle bakalım Temel. Adem ile Havva ne zamana kadar cennette kaldılar?"
Temel gayet sakin:
"Sonbahar'a kadar."
Hoca şaşırır:
"Ne alakası var Temel?"
"Mantık bunu gerektirir hocam. Çünkü elmalar sonbaharda olgunlaşır."

İşte o kadar, bu haftalık ta bu kadar değerli dostlar, haftaya görüşünceye dek Hoşçakalın Dostça kalın…

Bu makale 114 kez okunmuştur.


Yazarın diğer yazılarını okumak için buraya tıklayın...


 
 
 
Onbir ayın sultanı hoş geldin!..
 
Barışın yolu birdir
 
Bir duruşmanın ardından
 
Kozlukebir Belediyesi ve Toplumsal Hareket
 
KARNAVAL GRİBİ AŞISI
 
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri -78
 
İnsan Hakları Perspektifinde Çocuk Hakları ve Türkiye Gerçeği -3-
 
Artık kazanma zamanıdır...
 
BİZE NEDEN TEK YÜZ YETMİYOR?
 
“Körler sağırlar, birbirini ağırlar”
 
Burun kanaması’’Epistaksis’’
 
Çok Kültürlü Toplumlarda Birlikte Yaşamak ve Batı Trakya
 
Batı Trakya’da azınlık, siyasetini nasıl ve hangi beklentilerle icra etmiştir? (3)
 
Makbul Olan Oruç

En Çok Okunanlar
 Türk Azınlık mahkûm edildi
 Mustafçova Belediyesi’nde akıllara durgunluk veren SKANDAL
 Ne Pomakistan ne Kürdistan, Yaşasın Türkiye ile Yunanistan
 İskeçe Türkleri yeniden dirildi
 Sözde “POMAK GECESİ” tam bir fiyasko ile sonuçlandı
 “Millet”i mahkemeye verenler
 Şahinliler yargılandı, dört kişiden ikisine 9 ay hapis
 İskeçe İl Meclisi'nde hararetli tartışmalar
 Millet’e yönelik LİNÇ KAMPANYASI devam ediyor
 Batı Trakya Türkleri Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde
 
 

Νέα σελίδα 1
MİLLET GAZETESİ ©2007-2010