Açılış Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Sitene Ekle    
Flash Player Yüklemeniz Gerekli
    Yıl: 5         Sayı: 244        19 Ağustos 2010, Perşembe        
Ana Sayfa
Ana Sayfa
Dünya
Yaşam - Sağlık
Mizah - Çocuk
Din - Toplum
Kültür-Tarih
Spor
Teknoloji
Linkler
Künye
İletişim
Arşiv
Ziyaretçi Defteri
 
   
 
Anket

   Aktif Anket Yok;

 
Dökümanlar

 
 
Reklam Siteler

 
Ziyaretçi Sayısı
Aktif Ziyaretçi
6
Bugün Tekil
48
Dünkü Tekil
247
 Toplam
214794
 
 

   
 
  Köşe Yazarları - Cengiz Ömer
Gelin bu krizi fırsata çevirelim!
20’ci yüzyılın başında meşhur İngiliz siyasilerinden biri, Osmanlının son döneminde Irak, Suriye, Filistin, Güney Anadolu Bölgesi ve Çukurova’yı işgal edip, petrol yüzünden oraya yerleşmeye karar verdiklerinde, kullanabilecekleri tek maşanın Kürtler olduğunu görür ve şöyle der:

—Orada bir Kürdistan kurulmalıdır.

Meseleyi anlamayanlar karşı çıkarlar:

—Nasıl... Kürtler tarihlerinde hiç devlet olamadılar ki...

Siyasi cevap verir:

—Olmadı demek olamayacak demek değildir. Yüce İngiltere’nin güneş batmayan imparatorluğunun oradaki kaynaklara ihtiyacı vardır. Osmanlı yıkılıyor. Bizler oralara gidip yerleşiyoruz. Kürtler iyi maşa... Bir de ellerine alfabe verdik mi, al sana Kürt devleti...

Emperyalist büyük politika dediğin işte böyle oluyor...

İngiltere ve ABD gibi emperyalist ülkeler, 20. yüzyılın başlarında olduğu gibi bugün de aynı metotlarla dünya siyaseti yapıyor. Onlar dünyayı kendi menfaatleri doğrultusunda bu tip “büyük ölçekli projelerle” parsellerken, küçük ülkeler de bunlardan öğrendiklerini “küçük ölçekte” uygulamaktadırlar. İçlerindeki Azınlıkları sindirmek için benzer bölücü oyunlara başvurmaktadırlar. Anlayacağınız, emperyalist büyük devletler “tehlikeli devletleri”, küçük devletler de içlerinde barındırdıkları “tehlikeli azınlıkları” parçalıyorlar.

İnsanlığın, yani Dünya halklarının ortak menfaatini değil, sadece ve sadece kendi menfaatlerini düşünen emperyalist güçlerin başvurdukları hileli, bölücü ve hain projelerinin en adisi yukarıda zikrettiğimdir. Bu hain projenin küçük ölçekte uygulandığı ülkelerden birisi de bizim ülkemiz Yunanistan’dır. Devletimiz sadece ve sadece Yunan ırkından olan vatandaşlarının “menfaatleri” doğrultusunda hareket ederek, ülkeyi farklı kökenden olan “tehlikeli vatandaşlarından” arındırmaya çalışıyor. Bu amacına ulaşmak için de, Azınlığımızı; Türk doğumlu, Pomak ve Çingeneler olarak parsellemeyi öngören projeleri hayata geçiriyor.

Emperyalistler Türkiye’yi parçalamak için Kürtleri nasıl kullanıyorlarsa, Yunanistan derin devleti de Türk Azınlığı parçalamak için Pomak Türklerini kullanmaktadır.

Ne diyor Yunanistan? Batı Trakya Türk Azınlığı yoktur, Yunan-Pomak, Çingene ve biraz da Türk doğumlulardan oluşan bir Müslüman Azınlık vardır. Ardından bu söylemini kuvvetlendirmek için Yunan-Pomaklarına kendi dillerinde eğitim verilmelidir, demektedir. Yani yukarıda tilki İngiliz siyasetçisinin dediğinden mülhem: Ellerine bir de alfabe verdik mi, al sana Yunan-Pomak Azınlığı…

Devlet, Batı Trakya Türk Azınlığı’nı ilk aşamada üç parçadan ibaret olarak ilân ettikten sonra, birçok sözde bilim adamlarını görevlendirerek, Pomaklara Pomakça alfabe ve dilbilgisi kitapları hazırlattı. Bunu yaparken de, Pomaklara bile danışmayı gerek duymadı. “Siz Yunan-Pomaklarısınız ve alfabeniz de budur, o kadar…” diyerek kestirip attı. Tam bir cunta devletinin yapacağı gibi...

İşte son zamanlarda, özellikle Azınlık Sorunları’nın çözüme kavuşturulması için yoğun bir çalışma içerisine girildiği şu günlerde devlet, “Anaokullarda çift dilli eğitim” adı altında hayata geçirmeye çalıştığı projeyle “Pomaklara ana dillerinde anaokulu eğitimi” hedefliyor. Edindiğim bilgiler, devletin bu konudaki görüşü sabittir ve geri adım atmaya hiç mi hiç niyeti yok. Çünkü devlete göre, bu bir millî davadır ve geri adım atılırsa, Batı Trakya Yunanistan’dan ayrılabilir ve Türkiye’nin eline geçebilir. Bunu Yunan basını ve siyasiler açıkça beyan etmektedir.

Yunanistan derin devleti, Azınlığı parçalamak için bir kısmımızı da Çingene olarak tanımlamaktadır. Ancak ne ilginçtir ki, Çingene alfabesi icat etme gereğini duymamıştır ve “Çingenelere ana dillerinde eğitimi” dillendirmeye yanaşmamıştır. Bence bu, onları çantada keklik bildiğinden veya onları oyuna getirmeye çalışırken, kendisinin oyuna getirileceğini bildiğinden kaynaklanmaktadır. Benim akıllı Azınlık Türk Çingenem, devletin, Çingeneleri “entegre etme” projeleri adı altında dağıttığı paracıkları bir güzel aldıktan sonra bildiğini okuyarak; evde ve gündelik hayatta Türkçe konuşmaya ve Türk müziği dinlemeye devam ediyor. Sabiha Süleyman’ın İskeçe’nin Drosero (Serin) Mahallesi’nde yaptığı gibi.

Empros gazetesinin haberine göre, geçen hafta Dışişleri Bakanlığı’nın finansmanıyla kurdurulan ve Sabiha Süleyman’ın başkanı olduğu “Elpida” Derneği’nin faaliyetlerine yine Dışişleri’nin Batı Trakya’daki Büyükelçisi tarafından son verildi. Derneğe bağlı anaokulu kapatıldı ve ödenekler kesildi. Bizim Sabiha da, “öyleyse ben de oynamıyorum” anlamında çekildi.

Eee ne demişler? Temelsiz bina, ilk fırtınada devrilir. Samimiyetsiz ve hayırsız projeler de bir yere kadar yürür. Mangır bitince, iş de bitiyor. Hani derler ya, her işte bir hayır vardır… Bizim ülkenin başına gelen ekonomik krizde de bence en büyük hayır, bu tür verimsiz ve sadece parayla çalışan projelerin bütçelerinin ekonomik sebeplerle kısılması oldu. Sen ne büyüksün Allah’ım!

Bu işler böyle… Zalimin zulmü varsa, mazlumun da Allah’ı var…

Devlet, bu ekonomik krizde devlet bütçesini, fakir-fukara, garip-gurebanın hakkı olan paracıkları boşuna bu tür çirkin ve netice getirmeyen projelere harcayacağına, ülkenin kalkınmasına harcasa daha iyi olmaz mı? Bu ülkeyi seven, sadık vatandaşı olan Azınlık insanını yok ederek bu ülkeye iyilik değil, sadece kötülük yapılır. Bu Azınlığı bölerek, ülke birleştirilemez. Bu ülkenin birliği, Azınlığın kendi kültürel özelliği ve millî kimliğiyle kazanılmasıyla daha kolay ve sağlam bir şekilde sağlanabilir.

Devlete sesleniyorum: Gelin bu krizi fırsata dönüştürelim. Azınlık olarak bizler bu işe varız.

Netice-i kelâm: Devlet, kendi bildiğini okumaya devam ettikçe bilsin ki, Batı Trakya Türk Azınlığı da kendi bildiğini okumaya devam edecektir. Kaybeden, bugüne kadar hep kaybeden olacaktır.

Bu makale 171 kez okunmuştur.


Yazarın diğer yazılarını okumak için buraya tıklayın...


 
 
 
Onbir ayın sultanı hoş geldin!..
 
Barışın yolu birdir
 
Bir duruşmanın ardından
 
Kozlukebir Belediyesi ve Toplumsal Hareket
 
KARNAVAL GRİBİ AŞISI
 
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri -78
 
İnsan Hakları Perspektifinde Çocuk Hakları ve Türkiye Gerçeği -3-
 
Artık kazanma zamanıdır...
 
BİZE NEDEN TEK YÜZ YETMİYOR?
 
“Körler sağırlar, birbirini ağırlar”
 
Burun kanaması’’Epistaksis’’
 
Çok Kültürlü Toplumlarda Birlikte Yaşamak ve Batı Trakya
 
Batı Trakya’da azınlık, siyasetini nasıl ve hangi beklentilerle icra etmiştir? (3)
 
Makbul Olan Oruç

En Çok Okunanlar
 Türk Azınlık mahkûm edildi
 Mustafçova Belediyesi’nde akıllara durgunluk veren SKANDAL
 Ne Pomakistan ne Kürdistan, Yaşasın Türkiye ile Yunanistan
 İskeçe Türkleri yeniden dirildi
 Sözde “POMAK GECESİ” tam bir fiyasko ile sonuçlandı
 “Millet”i mahkemeye verenler
 Şahinliler yargılandı, dört kişiden ikisine 9 ay hapis
 İskeçe İl Meclisi'nde hararetli tartışmalar
 Millet’e yönelik LİNÇ KAMPANYASI devam ediyor
 Batı Trakya Türkleri Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde
 
 

Νέα σελίδα 1
MİLLET GAZETESİ ©2007-2010